top of page
kapadokya_türkiye_tarihi_turistik_yerler

Türkiye’nin En Popüler Tarihi Yerlerini Keşfedin

Türkiye’deki Keşfedilmeyi Bekleyen Tarihi Yerler

Türkiye; tarihteki ilk uygarlıkların kurulduğu ve farklı medeniyetlerin hayat bulduğu bir coğrafya; Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan ülkemiz, keşfedilmeyi bekleyen birçok güzergâha sahip. Doğal anıtların ve tarihi şehirlerin bulunduğu coğrafyamız, Doğu’nun ve Batı’nın karmasını yansıtan bir yapıdadır.

Tarih boyunca farklı medeniyetleri ya da inanç gruplarını bir arada tutan Türkiye; avantajlı konumu, iklimi, kültürel mekânları ve köklü geçmişiyle dünyanın sayılı yerlerinden biri olarak kabul görür.

Her köşesinde başka medeniyetlere ait izler barındıran tarihi eserler kimi zaman bir dağın tepesinde kimi zaman ise deniz kenarında ziyaretçilerini bekliyor. Siz değerli gezginlerimize yazımızın bu bölümünde Türkiye'de bulunan ve en çok merak edilen tarihi eserleri paylaşacağız. Bir sonraki yurt içi seyahat planlarınızda, henüz görmediğiniz tarihi mekânları not alabilir ve yerinde görebilirsiniz.

Türkiye'deki Tarihi Yerlerden Sizin İçin Seçtiklerimiz

turkiye_tarihi_yerler_listesi_istanbul.j

Tarih boyunca pek çok farklı medeniyete ev sahipliği yapan, coğrafi konumuyla dünyanın en önemli geçiş güzergahlarından biri olan Türkiye'de görülmesi gereken birçok güzel yer bulunuyor. İşte doğudan batıya, kuzeyden güneye Türkiye'de görülmesi gereken bazı yerler;

Likya'da Tarih, Gizem ve Masmavi Denizi Birlikte Görün

Likya, Roma ve Bizans uygarlıklarından kalan tarihi yapıları olan Olimpos'ta hem doğal hem gizemli bir tatil geçirebilirsiniz. Çıralı'da 3 bin yıldır yanan ateşi görebilir, dünyanın en güzel kumsallarından birinde denize girebilirsiniz.

Fethiye’den başlayıp Antalya’nın Beldibi beldesine kadar uzanan bu yol, antik zamanda bölgede yaşamış Likya Uygarlığı sebebiyle bu ismi almış. Teke Yarımadası’nda konumlanan yolun kuzeyinde Burdur’un Gölhisar ilçesi, güneyinde pırıl pırıl Akdeniz, batısında Muğla’nın Köyceğiz ilçesi ve doğusunda Antalya’nın merkezi yer alıyor. Likya Yolu; ilk olarak 1999’da, İngiliz bir turist olan Kate Clow tarafından yürünüyor. Günümüze de hala taşınan, işaretlediği noktalar sayesinde kaybolma olasılığımız azalıyor.

 

Türkiye’nin en güzel mavi yolculuk rotası: Likya Yolu

likya_yolu_kaş_antalya.jpg

Klasik Yunan Döneminden Günümüze: Efes Antik Kenti, İzmir

Anadolu’nun batısında Selçuk ilçesi sınırlarında yer alan ve Efes Harabeleri de denilen Efes Antik Kenti‘nin tarihi MÖ 6000 yıllarındaki Neolitik Çağ’a kadar dayanıyor.

 

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yerini almış bu antik kentte özellikle Hıristiyanların sıkça ziyaret ettiği Meryem Ana Evi dışında Artemis Tapınağı, Celsus Kütüphanesi, Ashab-ı Keyf Mağarası, Çukuriçi Höyük, Selçuk Kalesi, St. John Bazilikası, İsa Bey Camii ve Hamamı sizleri bekliyor. Eski Dünyanın Yedi Harikasından biri olan Artemis Tapınağı da dâhil olmak üzere birçok tarihi yapı ve kalıntılar burada görülebilir. 

Cilalı Taş Devri’nde Amazon ile adlandırılan kadın savaşçılar tarafından kurulduğu rivayet edilen Efes’in adının da Ana Tanrıça Kenti denilen Arzawa Krallığı’nın Apasas şehrinden geldiği söyleniyor. İlk olarak kimin tarafından kurulduğu tam olarak kanıtlanamasa da Efes; Helenistik, Roma ve Bizans, Osmanlı ve Beylikler döneminde yaşayanlara ev sahipliği yaparak 9 bin yıl boyunca yerleşim yeri olarak kullanılmış. 

efes_antik_kenti_izmir.jpg

Zeugma Antik Kenti – Gaziantep

Gaziantep’in Nizip ilçesinde yer alan Zeugma Antik Kenti, 20 bin dönümlük bir alanı kaplar. Özellikle ticari ya da askeri anlamda stratejik bir konumda bulunur. Roma haricinde Helenistik dönemden de izler sunan kentte sanatsal ve kültürel eğilim hemen dikkat çeker. Kazılar neticesinde bazı Romalı varlıklı kişilere ait villalar gün yüzüne çıkarılmıştır.

Büyük İskender’in generallerinden ve daha sonra Suriye Kralı da olan Selevkos Nikator kendi adıyla, Fırat nehrinin adını birleştirerek M.Ö.300 yılında burada Selevkos Euphrates ( Fırat’ın Silifkesi ) adında bir kent kurar. Daha sonraları M.Ö.1.yy.’da kent Roma hakimiyetine girer .Bu hakimiyet değişikliğiyle birlikte kentin adı da değişerek köprü, geçit anlamına gelen ve bütün dünyada bilinen şekliyle “ Zeugma” adını alır. Roma İmparatorluğu’nun 4.Skitia Lejyon Garnizonu’nun burada konuşlandırılması ve ticaret sebebiyle kısa zamanda 80 bin nüfusa ulaşan Zeugma’da Fırat manzaralı yamaçlara villalar inşa edilir. 80 bin kişilik nüfus Zeugma’yı dünyanın en büyük kentlerinden biri haline getirir.

zeugma_antik_kenti_gaziantep.jpg

Bulutların Ardındaki Manastır; Sümela Manastırı, Trabzon

Rivayete göre, Meryem Ana, Sümela Manastırı’nı yaptıran rahipler Barnabas ve Sophronios’un rüyasına girer. Bugün Sümela Manastırı’nın içine yapıldığı mağarada Aziz Lukas’ın yaptığı ve melekler tarafından getirilmiş bir ikona olduğunu söyler. Biri İstanbul’da, diğeri Atina’da yaşayan iki keşiş de birbirlerinden habersiz bir şekilde Trabzon’a gelir ve mağarada ikonayı bulur. Böylece bu mağaranın girişine duvar örerek burayı bir kilise haline getirirler. Bu nedenle burası Hristiyanlar için kutsal sayılan hac noktalarından biri haline geliştir.

İlk Hristiyan kabileler tarafından yapılmış olması ve Hristiyanlığın ilk kutsal mabetlerinden birisi oluşu Sümela Manastırı’nı ayrıcalıklı kılar. Bir başka neden ise manastıra geldiğine inanılan bir resimdir. İnanışa göre Hz. İsa’nın havarilerinden olan Aziz Lukas’ın yapmış olduğu Hz. İsa ve Hz. Meryem resimleri manastırın inşası sırasında buraya getirilmiştir. Ancak günümüzde bu resimlere ait bir iz maalesef bulunmamaktadır.

Trabzon’da gezilecek yerler listesinin her zaman üst sıralarında bulunan ve Trabzon’un Maçka bölgesinde yer alan Sümela Manastırı, özellikle mimari detaylarıyla hayranlık uyandırıyor.

sumela_manastırı_trabzon.jpg

Dünyanın İlk Tapınağına Yolculuk: Göbeklitepe, Şanlıurfa

Göbeklitepe son zamanlar oldukça merak edilen ve medeniyetin doğduğu yer olarak adlandırılan tarihi bir sit alanı. Göbeklitepe, tarihin bilinen en eski ve en büyük tapınağı olma özelliğine sahip. İnsanlık tarihinin sıfır noktası olarak da bilinen Göbeklitepe’nin keşfi, insanlık tarihinin yazımı için adeta bir dönüm noktası oldu. Sadece Türkiye için değil Dünya içinde önemli bir tarihi alandır.

Dünyanın bilinen en eski (M.Ö. 10.000) yerleşim yeri olan Göbeklitepe, Neolitik dönemde inşa edildiği bilinmektedir. 2018 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren tarihi sit alanı dünyanın dört bir yanından gelen gezgin ve tarih meraklılarına ev sahipliği yapıyor.

2018 senesinde adını UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil etmeyi başaran Göbeklitepe, son zamanlarda müthiş bir popülerlik yakalamıştır. Şanlıurfa merkez ile arasında 15 km mesafe bulunan Göbeklitepe’nin yapılışı, bundan tam 12 bin yıl öncesinde dayanıyor. Burası aynı zamanda insanlık tarihinin ilk tapınağı olarak kabul görür. Bölge içinde 20 adet tapınak bulunsa da bunların şu ana dek altı tanesi gün yüzüne çıkarılmıştır.

Urfa merkezinden 10-15 km mesafeliğinde olan bu araziyi tarla sürerken 1986 tarihinde çiftçi Mahmut Kılıç bulmuş ve bulduğu kireçli taş heykelini Urfa Müzesi’ne teslim etmiştir. Bu yıllarda pek önemsenmeyen Göbeklitepe 1995 tarihinde Klaus Schmidt tarafından da ilk kez olarak kazı çalışmalarına başlatan isim olmuştur.

gobeklitepe_kultur_turları_setur_turkiye

Göreme Milli Parkı ve Kapadokya, Nevşehir

Türkiye'nin doğal güzelliklerinden biri olan Peri Bacaları, Nevşehir sınırları içerisinde yer almaktadır. Peri Bacaları, 60 milyon yıl önce Erciyes ve Hasan Dağı'ndan çıkan lavların rüzgar ve yağmurlar ile aşınması sonucu oluştu. Günümüzde turistlerin yoğun olarak ziyaret ettiği bölgede balon uçuşları ile çeşitli etkinlikler yapılmaktadır. Kapadokya UNESCO Dünya Mirası listesinde yer almaktadır.

Kapadokya kuşkusuz ki Türkiye’nin en güzel miraslarından biri. Çünkü Dünya üzerinde eşi benzeri pek olmayan nadir eserlerle dolu bir şaheser. Bu şaheser Dünya üzerinde eşi benzeri olmayan eserlerin koruma altına alınmasını sağlayan UNESCO tarafından da listeye alınmış.

Bu muhteşem görsel manzaranın bulunduğu park Türkiye’nin  İç Anadolu Bölgesi’nde bulunan Nevşehir ilinde bulunuyor. Nevşehir-Kayseri sınırlarına yakın bu yer, Ürgüp, Ortahisar ve Uçhisar yerleşimleri ile Çavuşin ve Avcılar arasında bulunuyor.

Kapadokya bölgesinde ilk yerleşim Katolik dönemde yani 4.yy’da başlamıştır. 13.yy’a kadar manastır hayatı süren insanlar bugün peribacalarında tarih yazmış olan insanlardır. Konik biçimdeki doğal güzellikleri iğne oyası gibi nakış nakış dizen bu insanlar peribacalarını kiliselere, şapellere ve yaşam alanlarına dönüştürmüş. Bu alanları saklayıcı ve koruyucu mesken edinen insanlar Hristiyanlığın henüz kabul görmediği zamanlarda ilk Hristiyan vatandaşlar olarak bu bölgede inanç özgürlüğü ile yaşamışlar.

goreme_kapadokya_setur_yurtici_turlar_ku
bottom of page